GÖYNÜK İLÇESİ
GÖYNÜĞÜN TARİHİ

Göynük ilçesinin tarihi Anadolu'nun tarihi ile içiçedir. Anadolu ve Bolu'nun yaşadığı tarihi devreleri Göynük'de geçirmiştir. Bu sebeple bu devirlere ve bu devirlerde Göynük'ün durumuna göz atmakta yarar vardır.
A. OSMANLILARDAN ÖNCE GÖYNÜK
Anadolu'ya ilk yerleşenlerin Proto-Hititler olduğu kabul edilmektedir. Proto-Hititler, tahminen M.Ö. 5000 yıllarından itibaren Orta Anadolu'ya gelmeye başlamışlardı. Anadolu'nun bu ilk ahalisinin Turani oldukları yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.
M.Ö. 2000 yıllarında gelen Ariler ve Hititler Anadolu'nun ilk ahalisi ile karışarak ilk Anadolu tipini meydana getirmişlerdir. Hititler Devlet Yönetiminde özgür beylikler (Etiler) kurdukları için, genellikle Anadolu halkına Etiler de denir.
M.Ö. 1200 yıllarında Balkanlardan Anadolu'ya Trag-Frig akını olmuş, Frigler Hititlerin devletini yıkmıştır. Hititlerin yıkılmasından sonra Anadolu'nun kuzey batısında (Eskişehir-Kütahya -Afyon civarlarında) Frigya Devleti kurulmuştur.(M.Ö. 1200-620). Frigler doğuya doğru ilerlerken Bitinya'yı almışlardır. (Sakarya nehri, Bartın çayı arasında kalan Bolu ve civarına Bitinya denilmektedir.)
Friglere ait en eski yazılı belge 1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germenos) köyün- de bulunmuştur. Soğukçam köyünün ve türbe önü kayasının bulunduğu çevre esas kısmıyla Asar Tepe'de bulunan bir Frig yerleşim yerini belirler. Burası Frigya'nın kuzey sınırı bölgesinde, kuzeyden gelecek tehlikeyi önleyecek bir kale mahiyetindedir.
Bölge Bitinya ile Frigya arasında bir geçiş sahası teşkil etmekte olup, daha sonraki çağda da her iki bölge özelliklerini gösteren eserlere rastlanmakta olup, burada iki bölge karakteristiği birbirine karışmaktadır.
Friglerden sonra siyasi üstünlük Lidyaya geçince Bitinya ve Bitinya şehirleri de Lidya'ya bağlandı(M.Ö.620). Lidya Devleti M.O. 546 yılında İranlılarla yapılan savaşın sonunda yıkılınca hakimiyet Perslerin eline geçti. İran idaresi Anadolu'da 213 yıl sürmüştür. Makedonyalı iskenderin Asya seferi ile Anadolu'daki Pers hakimiyeti sona ermiştir.
M.Ö. 279 ve M.Ö. 7 4 yılları arasında Bitinya Krallığı hüküm sürmüştür. M.Ö. 188'den sonra Anadolu Romalıların eline geçmişti. Romalılar Anadolu'da dolaylı bir hegomanya kurdular. M.Ö. 74 yılında Bitinya Krallığı miras olarak Romalılara geçti.
Göynük'te Himmetoğlu köyü hudutlarında Çatak Hamamı diye bilinen şu anda dahi hamam olarak kullanılabilen Romalılara ait hamam kalıntıları mevcuttur. Sakarya'dan geçerek bir üçgen şekli gösteren Roma askeri yolu Dadastan'dan geçerdi ki, Dadastan'ın bugünkü Göynük şehri olması muhtemeldir. Göynük'ün en eski adı "Koinon Gallicanan" dır diyenler de vardır.
M.S. 395'te Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldığı zaman Bitinya Doğu Roma'nın yani Bizansın hissesine düşmüştür. Bizanslılar döneminde Anadolu arazisi Thema denen bir takım bölgelere ayrılmıştı. Bitinya'da ortaya çıkan Themalar; Opsikion, Optimatum ve Bukellarion olup, hepsi askeri karakter taşıyordu. Selçukluların tarih sahnesine çıkmasıyla Bizanslılar kale yapımına önem verdiler. Türk baskısı arttıkça Datastana kalesini de diğer kaleleri gibi uyanık tuttukları kaydedilmektedir.
1200'Iü yılların sonlarına doğru Bizans yönetimi iç mücadelelerle iyice zayıflamış im paratorların hiçbir kuvvet ve nüfüzu kalmamıştı. Kent ve kasabalar Tekfur denilen yarı bağımsız derebeylerin eline geçmişti. Göynük ilçesinde Bizanslılar dönemine ait kalıntılara Susuz, Kilciler, Boyacılar, Kayabaşı, Narzanlar köyleri başta olmak üzere bir çok köyde rastlanmaktadır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 4-5 yıl gibi kısa bir zamanda bütün Anadolu gibi Bolu bölgesini de Bizanslıların elinden alan Kutalmışoğlu Süleyman Bey olmuştur. Anadolu bir asır kadar beylikler halinde idare edilmiştir. Anadolu Selçuklu Devletini oluşturan 19 beylikten biri olan İznik Beyliği Bitinya'yı da içine alıyordu.
Ancak 1096'da haçlı seferlerinin başlamasıyla uzun yıllar Türk-Bizans savaşları yaşandı. Her iki tarafın uç kuvvetleri arasında ileri geri taşmalar olduysa da genellikle Denizli - Kütahya - Eskişehir - Bolu dolayları her iki taraf için sınır oldu.1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollar Anadolu'ya hakim oldular. SelçukluIara bağlı uç beyleri de İlhanilere vergi vermek suretiyle kendi varlıklarının devamını sağlamaya çalıştılar. Bu beyliklerden biri de Göynük beyliğidir. Bazı kaynaklarda Umurbey beyliği de geçmektedir. (Göynük ilçesine bağlı Umurlar köyü mevcuttur.) Kaynaklar Göynük Emiri Cakü beyin emrinde 3 bin atlı olduğunu kaydetmekte sonraki yıllarda Umurbey diye kayıtlara rastlanmaktadır. Ancak bazı kalelerin de tekfurlar elinde olduğu rivayet edilir.
B. OSMANLI DEVRİNDE GÖYNÜK
Göynük'te ilk Osmanlı akınları 1292'de görüldü. Ertuğrul Gazi'nin yakın dostu Samsa Çavuş ve Sülemiş Mudurnu Yaylasında Hristiyan-Müslüman yakınlaşmasını sağlamışlardı. Köse Mihal'in yol göstermesi ile Sakarya suyunu geçen Osman Gazi, Samsa Çavuş ile buluştu. Göynük, Taraklı ve Mudurnu kalelerini içine alan hücumda büyük başarı sağlandı. Nihayet Osman Gazi'nin son dönemlerinde 1323 yılında Göynük ve civarı fethedilerek Osmanlı toprağı oldu. Orhan Gazi devrinde 1333 yılında Geyve, Göynük, Mudurnu üzerinden Bolu'ya gelen İbn-i Batuta, bu havaliyi yalnız Türkmenlerle meskûn görmekle kalmıyor. Aynı zamanda hemen her uğradığı şehir ve kasabada Ahi zaviyelerinde konakladığını belirtiyor.
Muhtemelen bir otorite boşluğundan sonra 1330'lu yıllarda Orhan Gazi'nin oğlu Gazi Süleyman Paşa Taraklı, Göynük, Mudurnu civarına gelmiş ve hakimiyeti yeniden tesis etmiştir. Aşıkpaşazade'nin ifadesiyle; "Süleyman Paşa dahi o kadar adalet gösterdi ki, bütün o memleketlerin halkı derlerki, Ne Olur? Eski zamanlardan beri bunlar bize beğ olaydılar! çok köyler bu Türk kavmini gördüler. Müslüman oldular. O memlekette ne kadar mülkler vardır ki hepsi Süleyman Paşa'nın verdiği karar üzerine durur". Göynük'te Gazi Süleyman Paşa'nın yaptırdığı Camii ve Hamam halen mevcut olup, hizmet vermektedir.
Evliya Çelebi de Göynük'e yaptığı seyahatte "8 mahallesi 2000 kadar evi vardır, ahalisi tamamen Türktür. 20 Sıbyan mektebi varsa da medrese yoktur" demektedir. Ayrıca Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılan Camii ve Hamamın yapılışını hikaye etmektedir.
idare şekli bakımından Osmanlı döneminde Bolu altı devir geçirmiştir. Bu devirler ve Göynük'ün bu devirlerdeki durumuna bakmak yararlı olacaktır.
1. İlk Mutasarrıflık Devri (1324-1692)
Bolu Sancak Beyliği şeklinde Anadolu Eyaletine bağlıydı, Anadolu Eyaleti başşehri Kütahya idi. Göynük, Bolu Sancağı'na bağlı bir kazadır. Evliya Çelebi'nin anlatımıyla; "Bolu Sancağı hakinde olup yüz elli akçelik kazadır, Kethude yeri ve Kethüda Serdarı vardır. Ama kalesine Rum tarihlerinde Aleksandros derler.."
YILDIRlM BEYAZIT ZAMANINDA GÖYNÜK
İstanbul'u ikinci defa kuşatmasından sonra Bizans imparatoru Yuannis ile anlaşan Yıldırım Beyazıt 1396'da Göynük-Taraklı doIaylarından bir kısım ahaliyi İstanbul'da kuruIacak islam mahallesi için İstanbul'a yerleştir- miştir. Ancak Timur hadisesi sebebiyle anlaşma bozulunca Göynüklüler İstanbul'dan çıkmış ve Tekirdağ civarına giderek Göynüklü köyünü kurmuşlardır.
Yıldırım Beyazıt'ın 1402 yılında Ankara savaşında Timur'a mağlup olmasından sonra oğulları arasında başlayan taht kavgaları sırasında İsfendiyar Beyle (isfendiyar Beyliği Beyi) anlaşan Yıldırım'ın oğlu Emir Süleyman Bolu dolaylarına geldi. Göynük'te İsfendiyar beyle buluştu. Günlerce eğlence ile meşgul oldu. Bugün o mevkiye Beykavağı veya Beybahçesi denilmektedir.
İSTANBUL'UN ALINIŞINDA GÖYNÜK
Göynük'te ikamet eden Fatih'in hocası Akşemseddin hazretleri bilgisinin en verimli çağında Fatih Sultan Mehmet'in muhasaraya daveti üzerine İstanbul kuşatmasına katılmıştır. Fatih'e ve Osmanlı Ordusuna verdiği maneviyat ile İstanbul'un manevi fatihi ünvanını kazanmıştır. Eyüp Sultan'ın kabrini bulmuştur. Fetih'ten sonra Göynük'e dönmüş 1459 yılında vefat etmiş ve 5 yıl sonra 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Göynük'te türbesi yaptırılmıştır.
Osmanlı Orduları doğu ve güneydoğuya yaptıkları Seferierle Göynük'ü ikmal ve konaklama merkezi durumuna getirmişlerdir. Bu sebeple ilk Bağdat yolu açılmıştır. Bu yol kervan ve nakliye yolu olarak kullanılmış, son zamanlara kadar da bir numaralı Ankara-İstanbul devlet yolu olarak hizmet görmüştür.
2. Voyvodalık Devri (1692-1811)
Bolu sancaklıktan voyvodalığa (Voyvoda = Beylerbeyi veya mutasarrıfların kazaya gönderdikleri memur) indirildi 119 yıl voyvodalıkla idare edildi.
3. İkinci Mutasarrıflık Devri (1811-1864)
Voyvodalık II. Mahmut'un emri ile kalkınca(1811) yerine Bolu sancağı ile Viranşehir Sancağı birleştirilerek, Mutasarrıflık kurulmuş ve Kastamonu Eyaletine bağlanmıştır. Bolu Livası (Sancağı) içindeki 19 kazadan biri Göynük, namı diğer Torbalıdır. (1857 Salnamesine göre).
Bu dönemde Göynük'te Selman (Süleyman) Ağa derebeyliği yapmıştır. Bu dönemdeki derebeyleri halka çok zulüm yapıyordu. Bolu Mutasarrıflarına kıymetli hediyeler vermek suretiyle ihtiyatkarane hareket eden Göynüklü Selman Ağa ise(diğerlerine göre) yumuşak davranıyordu. Mamafih ara sıra muhteşem konağının karşısındaki "kanlı cevize" adam astırırdı. Göynük'ün Narzanlar köyünde namına iki çeşme yaptırmıştır.
4. Üçüncü Mutasarrıflık Devri (1864-1908)
1864 Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile eski eyalet sistemi yerine "Vilayet" sistemi kabul edildi. Kastamonu Vilayeti Bolu Sancağının kazalarından biri Göynük(Torbalı)'tür. 1866 yılı Kastamonu Vilayet salnamesinde Bolu Sancağı kaza sayısı 17, 1868 yılı salnamesinde 31 iken, 1869 yılı salnamesi kaza sayısını 5'e (Bolu, Ereğli, Bartın, Gerede, Göynük) indirmiş, bu 1873 yılı salnamesine kadar devam etmiştir. 1874 ve 1875 yılı salnamelerinde kaza sayısı 6 iken, 1876 ve 1877 yılı salnameleri kaza sayısını 5 olarak telaffuz etmektedir. Bu dönemde Göynük (Torbalı) kaza olmayı devamlı olarak sürdürmüş olup, Düzce-Akçakoca birleşik nahiyesi olarak Konrapa 5 yıl kadar Göynük kazasına bağlı kalmış, yine Mudurnu ve Mihalgazi nahiye olarak yaklaşık 15 yıl kadar Göynük kazasına bağlı olmuşlardır.
1871 Kastamonu Salnamesinin 85. sayfasında Göynük'ün nüfusu 26108 dir. 1877 Yılı Salnamesinde 6 kazanın beşinde Rüştiye mektebi bulunduğu yazılı olup, Göynük Rüştiye Mektebinin 35 öğrencisi olduğu belirtilmektedir.
1889 -1890 ( 1305 -1306) yıllarında Göynük Kaymakamı Kami efendi tarafından şimdi kullanılan Hükümet konağı yaptırılmıştır.(Kapı kitabesinden öğrenilmektedir.)
Vital Cuinet'ye göre II. Abdulhamid devrinde Göynük ilçesinin köy sayısı 119, nüfusu 18575'tir.
5. Dördüncü Mutasarrıflık Devri (1908-1923)
1908'de Bolu Mutasarrıflığı müstakil hale gelmiştir. 1916 Bolu il Yıllığında Bolu'nun kazaları Devrek, Düzce, Gerede, Göynük, Mudurnu ve Zonguldak'tır. Göynüğün nüfusu 18879 dur.
Göynük Milli Mücadeleye büyük destek vermiş olup, bu desteğini anıtlaştırmıştır. 1922 yılında Kaymakam Hurşit Bey'in önderliğinde Sakarya Zaferinin anısına ilçeye hakim bir tepeye Zafer Kulesi yapılmıştır. Bu kule onarımlardan geçmiş, saat kulesi olarak kullanılmış olup, hala ilçeye nostaljik ve büyüleyici bir güzellik katmaktadır.
C. CUMHURİYET DÖNEMİNDE GÖYNÜK
10 Ekim 1923'de Bolu Mutasarrıflık dönemini kapattı, Vilayet oldu, Bolu Vilayetinin ilk kazaları Düzce, Gerede, Mudurnu ve Göynük'tür.


NÜFUS VE COĞRAFYA

NÜFUS

Göynük ilçesinin nüfusu 1870 lerden bu yana çok belirgin bir değişim göstermemiştir. Merkez ve köyler olarak ortalama toplam 20.000 civarında bir nüfusa sahip olmuştur.

Göynük ilçesinde ailelerin çocuk sayıları genelde azdır. Köylerden ilçe merkezine belirgin bir göç olsa da, asıl göç köylerden ve merkezden büyük şehirlere doğru bir yön izlemiştir. Bu sebeplerden Göynük ilçesi nüfusunun 1970'lerden 1990'a kadar önemli değişimIer göstermemiştir. Ancak 1990 ile 1997 yılları arasında ilçe merkezinin nüfusunda bir artış görünüyorsa da köyler nüfusunda belirgin bir azalış sebebiyle toplam nüfusta ciddi bir azalma görülmektedir. 1997 Nüfus sayımına göre Göynüğün toplam nüfusu 17.717 dir.

COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

a) Coğrafi Konumu ve Sınırları

Göynük yurdumuzun Batı Karadeniz bölgesinin 31. ve 41. enlem ve boylamları arasında yer alır. Yüzölçümü 1437 km2 olup, denizden yüksekliği 720 m. dir. Bolu ili'nin Güneybatısında yer alan Göynük ilçesinin doğusunu Mudurnu ilçesi, batısını Sakarya'nın Taraklı, Kuzeyini Sakarya'nın Akyazı, Güneyini Ankara'nın Nallıhan, Eskişehir'in Sarıcakaya ve Bilecik'in Yenipazar ilçeleri çevrelemektedir.
İlçe arazi yapısı, beşeri ve ekonomik özellikler yönünden beş bölgeye ayrılabilir.
1- Falanızkırı
2- Kaşıkcıderesi
3- Dağsalısı
4- Alaniçi
5- Akarsu boyu ve Ova bölgesi

b) Yüzey Şekilleri

İlçe toprakları genellikle dağlık, tepelik ve akarsuların derin vadiler açtığı bir araziyi kapsamaktadır.

DAĞLAR : Abant Silsilesinin devamını oluşturan Kapıormanı Dağı 1277 m. yüksekliğinde iken, doğuya doğru gidildiğinde Arıkçayırı tepesi 1617 m.'yi bulmaktadır. Köroğlu Dağlarının kapsamındaki Kocaman dağ 1379 m. iken, güney doğuya doğru gidildiğinde Köroğlu Kayası 1720 m. ye ulaşmakta ve ilçemizdeki en yüksek nokta olmaktadır.

OVALAR : İlçe sınırları içinde yer alan en önemli ova, çöküntü sonucu oluşan Himmetoğlu Ovasıdır. Göynük ilçesi güneyinde yer alan Himmetoğlu ovasının Kuzey Güney yönünde 5 km. genişliği var iken, doğu batı yönünde 17 km. uzunluğa ulaşmaktadır. Bölücekova'dan başlayıp, Çatak boğazına uzanan bölümde ılık bir iklim hüküm sürer.
Himmetoğlunun kuzeybatısında peneplen (yontuk düz) özelliği taşıyan Narzanlar DüzIüğü yer alır. Burada karasal iklimin özellikleri görülür.

PLATOLAR : İlçenin kuzeyinde sıradağların uzanışına paralel yüksek düzlükler ise doğu batı istikametinde Karabey , Çubuk, Değirmenözü ve Kaşıkcı yaylalarıdır.

c) Sıcaksu Kaynakları

Çatak Hamamı : Himmetoğlu köyü sınırlarında 32 derece sıcaklığı olan bir kaynaktır. Romalılar döneminden bu yana kullanıldığını gösteren kalıntılar mevcuttur.

Ilıca : Bayındır köyü hudutlarında 20-22 derece sıcaklığı olan bir kaynaktır.

Sarıkız Sifonlu Kaynağı : Çatak Boğazında kalkerli arazi içinde oluşmuş Çatak Suyu kıyısından 20 m. yükseklikten aralıklarla fışkırarak akan bir kaynak olup dağın yamaçlarında travertenler oluşturmuştur.

d) Jeolojik Yapı

İlçe arazisi yapısal jeoloji bakımından Mezozoik ve Neozoik çökellerden oluşmuştur. Mezozoik; Pelojik organizmalı alt ve üst kratese, neozoik bebentonik organizmalı Paleosen ve Eosen ile temsil edilmektedir. Kuaterner ise; alüvyonlar, yamaç döküntüleri ve travertenlerden oluşmuştur.
Alp orojenezinin etkisi ile yükselen Kuzeybatı Anadolu dağları ile iç Anadolu masifi arasında bulunan ilçe arazisi çeşitli kıvrılma ve kırılmalara uğramış olup, Kuzey Anadolu deprem kuşağına ikinci derece fay hattıyla bağlıdır.

e) İklimi

Karadeniz iklimi ile İç Anadolu'nun karasal iklimi arasında bir geçiş zonu üzerinde bulunan ilçenin Bolu ve Gerede'ye göre daha ılıman bir iklimi vardır. Yağışlar ilk ve sonbahar aylarında görülür. Ortalama yıllık yağış m2 de 614 kg'dir. Göynük'de yıllık Ortalama sıcaklık 10.8 derece en yüksek sıcaklık 36,5 derece en düşük ısı -17,6 derece olup, ortalama kar yağışlı gün sayısı 16'dır.

f ) Doğal Bitki örtüsü

İlçe arazisinin 2/3'ü dağlık ve ormanlık saha, geriye kalan 1/3'ü genellikle tarım sahası ve akarsu boylarıdır. İlçede aslı ağaç türü karaçamdır. Bundan sonra sarıçam ve paIamut meşesi gelir. Diğer ağaç türleri ise pırnal meşesi, kayın, ıhlamur, şimşir, karaağaç ve ardıçtır. Bölge topraklarının ana meteryali killi, kumlu, kalkerli ve marnlı kayaların ufalanmasıyla oluşmuştur. Toprak tipleri kahverengi orman toprakları, kolüviyal topraklar ve alüvyon topraklarıdır.

g ) Akarsular

1 ) Göynük Suyu : Çubuk gölünden kaynağını alır, yan derelerle beslenir. Göynük'ten sonra sağ taraftan İbrahimler Deresini, sol taraftan Hatip Deresini alır ve ilçe sınırlarından çıkar. Yazın suları azalır ve doğu batı doğrultusunda ince bir vadi ile Sakarya'ya ulaşır.
2 ) Çatak Suyu : Göynük ilçesinin güneyinden doğar. Soldan bazı dereleri alarak beslenir. Daha güneyde Sakarya'ya ulaşır. Rejimi düzensizdir. En fazla akım nisan, mayıs en az akım ise temmuz, ağustos aylarında görülür. Nedeni yağışların düzensiz oluşu ve geçtiği yerlerin morfolojik yapısıdır.

ğ ) Yeraltı Zenginlikleri

İlçedeki en önemli yeraltı zenginliği linyit kömürüdür. Türkiye Kömür İşletmelerince işIetilen Himmetoğlu ocaklarındaki Iinyit kömürünün görünür rezervi 39 milyon ton olup, kalorisi ortalama 4500'dür.

h ) Göller

1 ) Çubuk Gölü : Göynük ilçesinin 11 km. kuzeyinde yer alan bu göl Kayabaşı tepesinden inen bir heyelanın genişleyen vadiyi tıkaması sonucu oluşmuştur. Göl alanı 15 hektar kadardır. Derinlik 13 metreyi bulur. Ayağı Göynük Suyuna karışır.
Çubuk yaylasından inen Çubuk deresi ile yaz mevsiminde kuruyan yan derelerle beslenir. Temmuz ağustos ve eylül aylarında göl seviyesinde 5-8 metre arası düşme görülür.
2 ) Sünnet Gölü : Göynük ilçesinin 24 km doğusunda ve deniz seviyesinden 820 rn. yüksekte bulunan Sünnet Gölü, Erenler ve Kurudağ tepeleri arasındaki dar ve derin bir vadinin heyalanla tıkanması sonucu oluşmuştur. Alanı 18 hektar civarında olup, derinliği 22 metreyi bulur. Küçük dere ve kaynak sularıyla beslenen Sünnet Gölünün seviyesinde yaz aylarında alçalma görülür.
3 ) Çayköy Göleti : Çayköy hudutlarında DSİ tarafından yapılan gölet 1997 yılında tamamlanmıştır. Çevresinde görülmeye değer güzellikler

 

GÖYNÜK KÖYLERİ

 

 

AHMETBEYLER

ÇALICA

ÇAPAR

ÇAYKÖY

DEĞİRMENÖZÜ

DEMİRHANLAR

ELLEZLER

GÜNEYKÖY

KAŞIKÇI

KUYUPINAR


Reklam
 
GÜNCEL SAAT
 

kraloyun
NAMAZ VAKİTLERİ
 
GÜNCEL GAZETELER
 
Gazeteler
SON DAKİKA HABER


 
= BOLUDAN GÜNCEL HABERLER =
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
suloaycan.tr.gg web sitesine hoş geldiniz!

http://suloaycan.tr.gg suloaycan@mynet.com suloaycan@hotmail.com